Gemiler deniz ticaretinin kapital unsurudur. Ticaret Kanunu’nda bildirilen deniz ticaretine yönelik hükümlerin uygulanabilmesi için gemi kavramının tayini ve tespiti gerekir.

1.Geminin Tanımı

Ticaret Kanunu 816. Maddesine göre geminin tanımı şöyle yapılabilir:

‘‘Tahsis edilmiş olduğu amaç doğrultusunda kullanılabilmesi denizde hareket etmesini gerektiren, pek küçük olmayan bütün tekneler gemi kabul edilir.’’

Bu tanımdaki unsurlar kısaca şöyle açıklanabilir:

A) Tekne

Kelime anlamı itibariyle tekne; hacimli, içi oyuk şey mânâsına gelir. Geminin tekne biçiminde olması lâzımdır. Örneğin sallar gemi sayılmaz çünkü tekne şeklinde değildir.

B) Hareket

Teknenin deniz üstünde veya altında hareket edebiliyor olması gerekir. Ayrıca ‘pek küçük’ olmaaması da gemi sıfatıyla vasfedilebilmesi için aranan şartlardan biridir.

Teknenin kendiliğinden hareket etmesi mecburi değildir. Çekilerek hareket edebilmesi de kâfidir. Bu yüzden mavnaları da gemi olarak kabul etmek mümkündür.

Teknenin büyüklüğüne denizcilik teknikleri çerçevesinde karar verilir. Meselâ sandalları gemi sayamayız.

C) Gaye

Gemi hangi amaca yönelik tahsis olunduysa bu amaç, onun denizde hareket kabiliyetini kullanmasını gerektirir. Örneğin, bir gemi otel olarak kullanılıyor ise gemi vasfı kaybolur. Fakat uzun vinçler böyle olmayıp, onlar gemi sayılır. Zira bunların kullanım amacını gerçekleştirebilmek için hareket ettirilmeleri lâzımdır.

Açıkladığımız bu unsurların belli bir zaman kaybolması geminin gemilik vasfını iptal etmez. Ancak gemiye ait bu vasıflardan biri muvakkat değil de kalıcı olarak ortadan kalkarsa o araç gemi niteliğini yitirir.

2.Gemiyi Oluşturan Parçalar

Gemilerin denizlerde sefer yapabilmeleri için teknelerine pek çok parça eklenir. Bazıları tekneye sıkı sıkıya bağlıdır. Bunlar, gemi tahrip olmadığı sürece gemiden ayrılmaz. Pervane, kazan, makine bunlara örnektir. Söz konusu unsurlar gemilerin mütemmim (tamamlayıcı) cüzüleri (parçaları) olarak nitelendirilir.

Parçaların bir kısmı ise denizcilik örfleri dâhilinde gemiye konulması gereken fakat bizzâtihî gemiye bağlı olmayan şeylerdir. Deniz haritaları ve filikalar, bunlardandır. Bahsi geçen parçalar geminin teferruatı şeklinde tanımlanır.

Geminin demirbaş defterinde yazılı olan şeyler tereddüt hâlinde teferruattan sayılır.(Ticaret Kanunu M. 869.)

Bunlar, ‘geminin takımları’ diye de adlandırılır. Teferruat ile mütemmim cüzüleri deniz hukuku kapsamında ayrı değerlendirilir. Bu farklılık, gemideki ‘aynî haklar’ bahsinde ortaya çıkar. Bu, gemi ipoteği- ve gemi mülkiyeti gibi konuların muhtevasına girer.

3.Geminin Nevileri

Hukuki açıdan gemiler şu nevilere ayrılır:

  • İçsu gemileri,
  • Deniz gemileri.

Bunları birbirinden tefrik etmek için doktrinde muhtelif kıstaslar ileri sürülmüştür. Kabul gören kıstas şöyledir:

  • İçsuda seyrüsefere tahsis olunan gemiye içsu gemisi, denizde seyrüsefere tahsis olunmuş gemiye deniz gemisi denir.

Ticaret Kanunu’ndaki deniz ticareti hükümleri deniz gemilerini ilgilendirir. Zira Kanun’un 816. Maddesinde deniz gemileri zikrolunmuştur. İçsu gemileri bu kanunun uygulama alanı dışındadır.

Ülkemizde içsu taşımaları geniş bir alana yayılmış değildir.

3.1.Deniz Gemisi Çeşitleri

Bunlar da kendi içinde; ticari olmayan gemiler ve ticaret gemileri diye ikiye ayrılır.

  1. Ticari Gemiler

Ticaret Kanunu, madde 816/2’de deniz gemilerinin tanımını şöyle yapmıştır:

  • Denizde fiilen kazanç elde etmek maksadıyla kullanılan veya henüz kullanılmasa dahi bu maksat için tahsis edilmiş her gemiye ticaret gemisi / ticari gemi denir. Kimin hesabına kullanıldığı, kimin nâmına çalıştırıldığı veya kimin adına yürütüldüğü fark etmez. Gemiyi kimin kullandığı da önemli değildir.
  • Örneğin; sürekli yük taşıyan kuru yük gemisi ticaret gemileri kapsamında yer alır. Bir yat devamlı olmamasına rağmen birkaç defa yük taşımak için kullanılmışsa o da ticaret gemisi grubundadır.
  • Geminin denizde kazanç getiren bir iş için kullanılması yeterlidir. (Meselâ; ücret mukabili yolcu ve yük taşımak, kurtarma, römorkaj gibi hizmetler bunlardandır.)

2.Ticari Olmayan Gemiler

Bunlar ticaret gemisi dışındaki tüm gemileri içine alır. Örneğin;

  • Donanmaların harp gemileri ve donanmaya yardımcı gemiler,
  • Kamu tüzel kişisi veya devlet tarafından kamu hizmetinde kendisinden yararlanılan gemiler (Hastane ve gümrük gemileri gibi),
  • Eğlence gemileri (Okul gemisi, yatlar, ilmî araştırma için kullanılan gemiler vb.)

3.2.Gemilerin Ticari ve Ticari Olmayan Diye Ayrılması Neden Önemli?

Kanûnen deniz ticaretine yönelik bütün hükümler ticaret gemilerine tatbik edilir. Fakat maddede teker teker zikredilmiş hükümler –bir istisnâ olarak- ayrıca ticaret dışı deniz gemilerine uygulanır. (Ticaret Kanunu’nun 822. Maddesi.)

Yukarıda sözü edilen gemileri şöyle listeleyebiliriz:

  1. Donanmaya bağlı harp gemileri,
  2. Yabancı bir devlet hesabına veya onun halkı için ülkemizde inşa edilmiş gemiler,
  3. İlim, öğretim, spor ve gezi gibi gayelere hizmet etmesi için tahsis olunan gemiler.

İşte bunlara; gemi adamlarının, donatanın, kaptanın kusurlarından doğan mesuliyet –ticari gemilerde olduğu gibi- aynen uygulanacaktır.

4.Gemi Niteliğinin Yitirilmesi

Tamir kabul etmeyecek duruma gelen veya kurtarılamayacak biçimde batmış teknelerin gemi vasfı sâkıt olur. (Düşer, hükmü kalmaz.)

Tamiri –bulunduğu yerde- yâhut hiç mümkün değilse, tamir edileceği limana götürme imkânı da yoksa o, ‘tamir kabul etmez gemi’ diye vasfedilir. (TTK. M. 818).

Eğer tekne kurtarılması kabil olmayan bir hâle geldiyse tekne olmaktan çıkar ve ‘enkaz’ hâlini alır.

Geminin deniz içerisinde hareketini iktizâ eden bir amaca tahsis olunması gerektiğini bildirmiştik. Bu unsur tamamen ortadan kalktığı takdirde teknenin gemi vasfı sona ermiş demektir.

5.Gemilerin Ayırıcı Unsurları Nelerdir?

Gemiler büyük bir ekonomik değere sahiptir. Bu durum her geminin ferdîleştirilmesini gerektirir. Ayrıca gemiler arasında tahakkuk eden ihtilâfların çözümlenebilmesi için de yine gemileri ferdîleştirmeye (birbirinden ayırmaya) ihtiyaç vardır.

Her gemiyi muayyen, benzersiz bir deniz aracı hâline getiren unsurlar şöyle sıralanabilir:

  • Tanınma işareti,
  • Adı,
  • Milliyeti,
  • Tonajı,
  • Bağlama limanı.

5.1.Tanınma İşareti

Telsizle haberleşme sırasında kullanılması için her gemiye tanınma işaretleri verilir.

Bunlar, gemi sicili dairelerine Denizcilik Müsteşarlığı tarafından gönderilir. Ardından sicil memuru bu işaretleri tescil sırasına göre dağıtır. Bu işaretin de geminin siciline tescil olunması gerekir. (Gemi Sicil Nizamnâmesi, M. 62-67).

5.2.Adı

Gemi siciline kaydedilmiş her geminin kendine özgü bir ismi vardır. Bu; geminin arkasına ve her iki yanına okunaklı, bozulmaz ve silinmez harflerle yazılır. Böyle yapmak TTK. M. 831 uyarınca zorunludur.

Eğer gemi sicile kayıtlı değilse ad koyma zorunluluğu bulunmaz. Fakat bu gemilerin de sefere çıkabilmeleri için çeşitli belgelere sahip olması gerekir. (Ölçme belgesi, denize elverişlilik belgesi gibi).

Bu belgelerde geminin adı geçmelidir. Görülüyor ki bu tür gemilere de bir isim vermek dolaylı yoldan mecburidir.

Gemiye adını mâliki (sahibi) koyar. O, gemisini dilediği gibi isimlendirmekte serbesttir. Fakat bu ad, farklı bir geminin adı olmamalıdır. Yani sadece o gemiye özgü, spesifik bir isim belirlenmelidir.

Öte yandan belirlenen isim âdâba ve ahlâka muhâlif olmamalıdır. Gemi adını sonradan değiştirmek mümkün ise de bu, Denizcilik Müsteşarlığı’nın iznini gerektirir.

5.3.Milliyeti

Gemi hangi devletin bayrağını taşıyorsa o milliyete mensup demektir. Millî güvenlik ve ekonomi bakımından her gemi büyük bir ehemmiyyete hâizdir.

Bu cihetle devletler, kendi gemilerinin gelişmesini sağlamayı ve onları tanınır kılmayı hedefler. Gemiler sefer açısından mensup olduğu devletin denetimine tâbî olup, ihtilâflarda devletin mevzuatı ve kanunları muteberdir.

5.4.Bağlama Limanı

Bir gemi için bağlama limanı, ilgili gemi seferlerinin idare olunduğu limandır. (Ticaret Kanunu, M. 819)

Bu liman genellikle donatana ait ticaret merkezinin yer aldığı limandır. Her gemiye özel bir bağlama limanı olması lâzımdır. Çünkü bu, hukuki bakımdan oldukça mühimdir.

Bağlama limanının; okunaklı, bozulmayan ve silinmeyen harflerle geminin arkasına yazılması gereklidir. Geminin bağlama limanı mevcut değilse veya idare işlemleri yabancı bir limandan yapılacaksa sahibi gemiyi istediği yerin siciline tescil ettirmekte özgürdür. (M. 841/2).

5.5.Tonaj

Bu, geminin hacim göstergesi anlamına gelir. Gemi ölçümleri titizlik gerektirir ve bu doğrultuda millî mevzuat ile tayin edilen esaslara uyulur.

Gemi ölçüldükten sonra ‘Ölçü Belgesi’ düzenlenir ve gemi sahibine teslim edilir.

Gemilerin hacmini ölçmek için kullanılan temel kriterler şöyledir:

  • Gayr-i sâfi Tonaj (Gros Tonaj): Gemideki tüm kapalı yerlerin hacmi toplamına ‘gros tonaj’ denir.
  • Net Tonaj (Sâfi): Geminin yalnızca yolcu ve yük taşımaya tahsis edilmiş kapalı yerlerinin hacmini ifade eder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed