Miras hukukunda mirasın davaları nelerdir, bu davaların başvuru süreleri, hak düşme süresi, itiraz süreleri nasıl işler, dava türleri, daha da önemlisi hangi kişiler hangi durumlarda dava açma hakkına sahip olabilir. Bu soru ve sorunlarla her an karşılaşılabilir. Miras hukuku, gerçek kişinin ölümü veya gaipliği halinde ortaya çıkabilecek bu sorunları ayrıntılı bir şekilde düzenleyen hukuk dalıdır. Kişinin ölmesi halinde sahip olduğu borçları, alacakları ve halihazırda bulunan mal varlığı üzerinde mirasçıları hak kazanır. Maddi değer taşıyan bu malların paylaşımında mirasçıların anlaşmazlığa düşmeleri halinde miras davası söz konusu olur. Uyuşmazlığın sebebine göre davanın doğru mahkemede açılması gerekir. Davanın nasıl açılacağı da çok önemlidir. Davayı ancak gerçek hak sahipleri açabilir. Ayrıca dava dilekçesinde uyuşmazlığın sebeplerinin ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekir. Bu noktada hukuki yardım almak; mirasçıların var olan haklarının doğru bir şekilde medeni usul kurallarına uygun olarak korunmasında yardımcı olacaktır.
Miras Uyuşmazlıklarında Açılacak Dava Türleri
Mirasçılar anlaşmazlığa düşmeleri halinde mirasın paylaşımı için durumun gerekliliklerine göre farklı davalar açabilir. Mesela bir sözleşme var ise bu miras sözleşmesinin iptali için ‘Miras Sözleşmesinin İptali’ davasını açabilmektedir. Bundan başka; davalarda bırakılan saklı payların fazla olduğuna itiraz etme amaçla açılan Tenkis Davası, Tapu İptal ve Tescil Davası ve Mirasçıların hak talep edenlere karşı hakkını koruması için açılabilen İstihkak davası da miras davalarına örnek olarak gösterilebilir. Artı olarak mirastan men edilen mirasçının buna karşı mirasçılıktan çıkarmanın iptaline dair dava açma hakkı bulunmaktadır. Burada önemli olan hak sahibi olmaktır. Tıpta cenin terimi ile tabir edilen kişi dahi miras davası söz konusu olduğunda hak sahibi olabilmektedir.
Mirası bırakan kişi hukukta muris olarak anılır. Murisin bıraktığı malların toplam değeri ve mirasçılara düşen pay oranı miras davasının konusunu oluşturur. Bu yüzden veraset belgesinde yer almayan malların olması veya miras paylarının yanlış hesaplanması halinde veraset belgesinin iptali yoluna gidilebilir. Ya da murisin yaşarken mirasçılardan herhangi birisine mal devri yapması anlaşmazlık oluşturabilmektedir. Eklenebilecek diğer bir husus ise mirasçılardan mal kaçırılıp kaçırılmadığı hususudur. Bunların ayrıntılı olarak araştırılması ve delillerle netleştirildikten sonra dava dilekçesinde maddelendirilmesi gerekir.
Miras Davalarının İşleyişi ve Hukuki Adımlar
Asliye Hukuk mahkemeleri miras davalarında yetkili olan mahkemelerdir. Mahkemelerde anlaşmazlıkların çözümünde, Medeni Usul Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Tapu Kanunu hükümlerinden yararlanılır. Buradaki asıl amaç hukuk kuralları çerçevesinde mirasçılara intikal eden malların paylaşımını sağlamaktır. Ancak dava sürelerinin ne kadar uzayabileceği hakkında kesin bir şey söylenilemez. Bu sebeple Adalet Bakanlığı’nın öngördüğü süre miras davaları için 731 gündür. Hukuki sürecin daha fazla uzaması ancak davaya itiraz hallerinde ortaya çıkmaktadır.
Murisin vefatından sonra mirasçıların anlaşmazlığa düşmesi halinde yetkili mahkemede dava açmaları gerekir. Dahası yasal mirasçıların tespiti bu esnada çok önemlidir. Yetkili mahkeme tarafından davanın kabul edilmesi halinde dava dilekçeleri taraflara tebliğ edilir. Tebliğ alınan dilekçeye karşı tarafların cevap verme ve/ veya cevaba cevap verme hakları bulunmaktadır. Dilekçelerin teatisi mahkeme tarafından tamamlanır. Daha sonra mahkeme tarafından ön inceleme duruşması yapılmaktadır. İnceleme duruşmasını tahkikat duruşması takip edecektir. Gerekli görülmesi halinde ikinci tahkikat duruşması yapılması gerekir. Akabinde sözlü yargılama olacaktır ve karar duruşmasına gelinecektir. Karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtirazda yetkili mahkeme bir üst mahkeme olacaktır. Bu hukuki süreçlerin takibinde bir uzmana danışarak ilerlemek daha akıllıca olacaktır. Miras ihtilaflarında usul hükümlerine ve kanunda belirtilen sürelere uymak hak kaybını engelleyecektir.




