Navlun sözleşmesi deniz ticaret hukukunda önemli bir yer tutar. Bu; taşıyanın, eşyayı bir ücret mukabilinde muhafaza ve bakım altına almak suretiyle, deniz yolu üzerinden bir gemiyle taşıma taahhüdünde bulunduğu sözleşmedir.
Navlun Sözleşmesi Unsurları
- Eşya Taşınmasının Taahhüd Edilmesi
Sözleşmeye konu olan şeyin taşınabilir, maddi bir varlığı olmak durumundadır. ‘İnsan’, navlun sözleşmesinin konusu dışındadır çünkü eşya kavramına girmez.
Nitekim bu husus, TTK. 1119-1132 (denizde yolcu taşıma sözleşmeleri) ile ayrıca düzenlenmiş vaziyettedir.
Kural olarak, navlun sözleşmesinde bulunan eşya kavramına yolcu bagajları da dâhil edilmez. Bunlarla ilgili olarak TTK. 1127’deki ve devamında ifade edilen hükümler geçerlidir.
Bagajlar için bu sözleşmenin haricinde farklı bir sözleşme daha yapılmış ise bu, navlun sözleşmesi olur.
Navlun sözleşmelerine yönelik kanun hükümleri, posta idaresi tarafından gerçekleştirilen denizde eşya taşıma faaliyetlerine uygulanmaz. (Kaynak: TTK. 1016 M. F. 2).
Taşımaya konu edilen eşya ferden muayyen veya nev’en bir şey olabilir. Eşyanın mutlaka ticari nitelik taşıması gerekli değildir. Meselâ bir müzede bulunan sanat eserleri de navlun sözleşmelerine konu teşkil edebilir.
- Taşıma İşinin Deniz Yoluyla Yapılması
İç sular yani göller ve nehirler, hava veya kara yolu ile taşıma işlemleri navlun sözleşmesi kapsamı içerisinde yer almaz. Fakat taşımayı yalnız deniz yolu ile gerçekleştirmek mecburi değildir.
Hem deniz hem de iç su üzerinden yapılan bir taşımayı navlun sözleşmesine konu etmek mümkündür. Liman içerisindeki taşımalar da yine bu sözleşme hükümlerine tâbîdir.
- Taşımanın Bir Gemiyle Yapılması
Eğer bu iş gemi niteliğine hâiz olmayan bir vasıta yardımıyla (örneğin sal aracılığıyla) gerçekleştiriliyorsa, navlun sözleşmesinin konusu dışında kalacaktır.
Ticaret Kanunu hükümlerine göre geminin deniz gemisi olması gerektiği söylenebilir. Fakat denizde iç su gemisiyle yapılan taşımalara da navlun sözleşmesi hükümleri uygulanması yerinde olur. (Çünkü menfaatler dengesinde bir benzerlik vardır.)
- Taşıyan Kişide Zilyedlik Bulunması
Bu, eşyanın taşıyanın bakım ve muhafazası altında olmasını sağlar. Taşıyan kişi, yükü herhangi bir hasara uğratmaksızın bir yerden başka yere taşımakla yükümlüdür. Bu mükellefiyetini yerine getirmek adına yüke gereken özeni göstermek durumundadır.
Bununla birlikte yük bazen muhafaza ve bakım gerektirmeyecek mahiyette olabilir. Çöplerin ve artık maddelerin açık denize dökmek için taşınmasını buna örnek gösterebiliriz.
İşte yüklerin sahip olduğu mahiyet gereği taşıyanın özen borcu doğmuyorsa böyle bir taşıma da yine navlun sözleşmesine girer. Çünkü bu sözleşmeden bahsedebilmek için, yükün taşıyan kişinin zilyedliğine girmiş olması kâfidir. Muhafaza ve bakım yükümlülüğü istisnadır. Bu yükümlülük söz konusu olmasa dahi sonuç değişmez.
- Taşıma İşinin Ücret Karşılığında Yapılması
TTK. 1016. M., taşımanın navlun karşılığında yapılması gerektiğini sarih bir şekilde hükme bağlamıştır. Ücretsiz gerçekleştirilen taşımaları navlun sözleşmesine dâhil edemeyiz.
Navlun Sözleşmesi Tarafları ve İlgili Şahıslar
Bu sözleşmenin taraflarını, ‘taşıtan’ ve ‘taşıyan’ teşkil eder. Ancak birçok durumda, navlun mukavelesi gereğince hak kazanmış farklı ilgililerin de ortaya çıkması mümkündür. Bunlar, ‘gönderilen’ ve ‘yükleten’ olarak ifade edilebilir.
1. Taşıtan
Navlun sözleşmesi hükümleri gereğince, taşıyanın karşı tarafını teşkil eden kimseye ‘taşıtan’ denir. Taşıtan kimse yükün mâliki (sahibi) olmak zorunda değildir.
Meselâ nakliye komisyoncusu da başkasının malının taşınması için navlun sözleşmesi yapabilir. Bu durumda taşıtan sıfatını mal sahibi değil, sözleşmeyi yapan kişi almış olur.
2. Taşıyan
Yükü deniz yoluyla taşımayı taahhüt etmiş kimse ‘taşıyan’ kavramının karşılığıdır. Taşıyan aynı zamanda gemiyi donatan olabilir. Gemi işletme müteahhidi yani başka birine ait gemiyi deniz ticareti için kullanan kimse de olabilir.
Bunların yanı sıra, denizde yük taşıma taahhüdünde bulunan herhangi bir kişi de yine ‘taşıyan’ kavramının kapsamına dâhildir.
3. Gönderilen
Yükü varma limanından teslim alma yetkisi bulunan kişi, ‘gönderilen’ olarak tanımlanır. Gönderilenin bu hakkı 3. şahıs lehine şart olarak sözleşmeye (navlun sözleşmesine) dayalıdır. [Konışmentova komşmentonun düzenlenmemiş olduğu hallerde.]
Gönderen kimse aynı zamanda yükleten veya taşıtan olabilir. Tabii ki bunların haricinde farklı bir kişi olması da pekâlâ mümkündür.
4. Yükleten
Taşınacak malı taşıyana teslim eden veya gemiye getiren kişidir. Taşıtan ile yükleten sıfatı aynı kişide bir araya gelebilir. Fakat taşıtan ayrı, yükleten ayrı kişi de olabilir.
Bu durumda yükleten kimse taşıtan kişiye karşı bir nevî temsilci durumundadır. Dolayısıyla yükletene bazı yetkiler ve haklar tanınmış durumdadır.
Şöyle ki;
- Güverteye yük, sadece yükletenin muvalakatıyla konulabilir.
- Yükleten kişi kaptana veya taşıyana malın teslimini gerçekleştirdikten sonra komşmentonun düzenlenmesi talebinde bulunur. Bu sayede yükleten kimse, yükün geri alınabilmesi ve gönderilenin tayin edilmesi gibi çeşitli tasarruf yetkilerine sahip olur.
Çoğu zaman yükleten durumundaki deniz aşırı satıcıların göndermiş olduğu malın bedeli genellikle taşıma işi bitince ödenir. Navlun mukavelesi çoğunlukla deniz aşırı alıcılar tarafından yapılır.
Taşıtan ve yükleten arasındaki iş ilişkisi bazen; alt taşıma, vekâlet, komisyon gibi sözleşmelere dayanır.
Navlun Sözleşmesi Çeşitleri
Navlun sözleşmesinin çeşitleri şu başlıklar altında incelenebilir:
Aktarmalı (Karma) Taşıma Sözleşmeleri
Bir yükün çeşitli vasıtalarla –birinden diğerine aktarma edilmek suretiyle- taşınması için düzenlenen sözleşmelerdir.
Bu şekilde bir taşıma işi önce bir noktaya kadar gemiyle yapılır, daha sonra farklı bir gemiyle devam eder. Böyle bir taşımanın sadece deniz yoluyla gerçekleştirilmesi mümkün olduğu gibi, diğer taşıma vasıtaları da iştirak edebilir. Yani deniz yolu ile beraber hava, nehir veya kara yolu da kullanılabilir.
Yük bu yollardan biriyle limana getirilir, oradan belli bir limana gemiyle taşınır. Sonra da bir nehir gemisine, kamyona veya trene aktarılıp varma yerine kadar böyle götürülür.
İşte tüm bu işlemler aktarmalı sözleşmeyle hükme bağlanır. Farklı sahalarda gerçekleştirilen taşıma işinin bütün safhalarını ayrı ayrı sözleşmelere bağlamak gereksizdir. Tek bir karma taşıma sözleşmesi yeterlidir.
Zira parça parça navlunların toplamı, umumi bir navlunun toplamından daha fazla olacaktır. Hem depodan depoya sigortaların primlerini de böylece azaltmak mümkündür. Çünkü her bir taşıma sahası için ayrı ayrı yapılacak sigortaların primleri daha yüksek olacaktır.
Karma taşıma sözleşmeleri sayesinde ara nakliye komisyoncusu bertaraf edilir ve taşımada sür’at, masraftan tasarruf sağlanır.
Asıl Taşıma – Alt Taşıma Sözleşmeleri
Navlun sözleşmesinin tatbikatta başka bir yönden ayrımı ise alt taşıma- asıl taşıma mukaveleleri şeklindedir.
Bir kimse gemi işletme müteahidi veya donatan olmamasına rağmen yük taşımayı taahhüt ediyorsa alt taşıma sözleşmesi devreye girer. Ancak bu kişinin taahhüdünü yerine getirmesi için gemi işletme müteahhidiyle veya donatan ile ayrıca bir sözleşme yapması lâzımdır. Bu ise ‘asıl taşıma sözleşmesi’ adını alır.
Görülüyor ki taşıma işi tek, ancak sözleşme iki tanedir. Alt taşıma sözleşmelerinde karşı taraf ‘alt taşıtan’ diye vasfedilir.
İki sözleşme de birbirinden bağımsızdır. Başka bir ifade ile bu sözleşmeler müstakildir. Ondan dolayı asıl taşıyan ile alt taşıtan arasında direkt bir hukuki ilişki söz konusu değildir. (Şâyet konişmentoyu asıl taşıyan düzenlemiş ise bu durumda da hüküm değişmez.)
Alt taşıtan, ilgili taşıma sözleşmesinin îfâsı ile ilgili olarak alt taşıyana müracaat etmelidir. Onun muhatabı asıl taşıyan değildir.
Asıl taşıyan ve bu kişinin adamları alt taşıyanın yardımcı şahıslarıdır. (Gemi adamları hâriç.)
Alt taşıyan ise, gemi adamları tarafından yüke verilen zararlar ve bu kişilerin kusurları için yükümlü tutulur. (TTK. 1062 M. Gereğince.)
Çarter Sözleşmesi – Kırkambar Sözleşmesi
Navlun sözleşmesi çeşitleri konusunda bir diğer tasnif Çarter ve Kırkambar sözleşmeleridir.
İkisi arasındaki bazı farkları kısaca şöyle îzâh edebiliriz:
- Çarter Sözleşmesi
Eşya taşınmasının, gemi tahsisi suretiyle taahhüt edilmiş olduğu sözleşmedir. Burada sözleşmenin esaslı unsurunu geminin tahsisi meydana getirir.
Bu sözleşme; kısmî ve tam çarter sözleşmesi olarak iki gruba ayrılır.
- Kırkambar Sözleşmesi
Parçalara ayrılan muayyen eşyanın –gemi tahsisi olmaksızın- deniz yolu ile taşınması konusundaki sözleşmedir. Burada sözleşme konusu taşımanın yapılacağı vasıtasıya değil, taşınacak eşyaya yöneliktir.
Yükü hangi geminin taşıyacağı bu sözleşmede de tayin edilir ancak yük, istenilen herhangi bir noktaya konulabilir.
‘Parça mal’ tanımı ile kastedilen şey; malın ağırlığını, ölçüsünü, sayısını, miktarını belirtmek suretiyle muayyen hâle getirmektir. Yoksa teknik anlamı itibariyle; çuval, koli, paket ve benzeri mallar kastedilmez.




